Trafiği değerlendirmek

İstanbul’da günde ortalama 1,5-2 saat trafikte kalıyorum. Trafik denince insan bir geriliyor, müthiş bir zaman kaybı gibi algılıyor ama aslında öyle olmak zorunda değil. Trafikte ne yaptığınıza bağlı. Liseye giderken de trafikte kalıyordum, okula otobüsle gidip geliyordum, bazen oturuyor bazen ayakta kalıyordum. Sesli ortamlarda çalışmayı en sevdiğim ders geometriydi, çünkü soruyu okuyup anlama derdi yoktu. Oturabiliyorsam mutlaka geometri veya matematikte içinde cümle geçmeyen, yoruma dayalı olmayan işlem sorularını çözüyordum. Türev-integral, rasyonel sayılar gibi.

Ayakta kaldığım zaman kağıt kalem tutmak zor olduğundan sözel dersleri çalışmaya gayret ediyordum. O zamanlar walkman’im vardı. Şimdiki gençler bilmez, şuraya resmini koyalım. İçinde kaset vardı, kasete ses kaydı yapardık, ben de biyolojiyi bu şekilde çalışırdım.

Şimdi çok şükür durumumuz daha müsait ve işe giderken arabayla gidiyorum. En büyük avantajım da yanımda genellikle başkası olmuyor. Trafikte şunları yapıyorum:

  • Arapça Kuran dinliyorum.
  • Tefsir-meal dinliyorum.
  • Kuran ezberi yapıyorum.
  • İngilizce ezberlediğim kelimeleri her akşam ses kaydına alıp kendi ses kaydımı dinliyorum.
  • Bazen tedx konuşmaları dinliyorum.
  • Nadiren de olsa seslikitap dinliyorum.
  • Gün içinde çok önemli olmayan telefon görüşmelerini trafikte yapmayı tercih ediyorum. Örneğin: Birisi beni saat 1’de muhabbet için aramışsa seni akşam 6-7 gibi ararım diyorum ve gün içinde görüşmüyorum.

Size de tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir